|
Elçi / Mustafa Doğan

Elçi Münacat dilekçeme lâl şiirler bağladım, Yaşlı kaldırımların nemli ışıklarında. Mısralarım iç çekti ben sessizce ağladım, Aklımın kör düğümlü zorlu başlıklarında. Gizli saklı ne varsa sırala şimdi elçi, Umuda aç kapımı arala şimdi elçi. Halimden birkaç satır karala şimdi elçi, Aklımın kör düğümlü zorlu başlıklarında. Huzurunda bin pişman secde secde döküldüm, Yüreğimden geçeni bilse de her anıyla. Yüzümde mahcubiyet kapısında büküldüm, Şu karmaşık dünyanın sırlı imtihanıyla. Viran hanemim taşı düşerken yaprak yaprak, Ömrümün denizine demir attı son durak. Ebediyet düşümü kökten savurdu toprak, Şu karmaşık dünyanın sırlı imtihanıyla. Ilık ılık döşüme yol bulup aktığında, İki damla bir ömrün semeresi kârıdır. Avuçlarım gizlice, yüzüme baktığında, Benim yakarışım ki; ellerimin ârıdır. Damla damla yağarken ıslatır aşk şarabı, Dokunup da sinemde yeşertir ıstırabı. Sıralar dertlerimi bam telimin mızrabı, Benim yakarışım ki; ellerimin ârıdır. Ölümsüzlük iksiri kuyusunda türabın, Malayani işlerle aç gönlümü avuttum. Uzanıp da tutuğum kendisiymiş serabın, Sırça köşküm yıkıldı kalmadı gizli putum. İçi boş bir kullukla gelmemektir niyetim, Elçiye zeval olmaz kalmadı mazeretim. Bu umut kapısında beni bırakma yetim, Sırça köşküm yıkıldı kalmadı gizli putum.4 Mustafa Doğan Yine Kâinatın Efendisi konulu Mustafa Doğan şiiri ve yine
güne gelen bir şiir. Doğrusu yazıp yazmamak konusunda tereddüt ettiğimi itiraf
etmeliyim. ( daha önce böyle bir tecrübem olmuştu ) Ne hikmetse bazen
söylediklerimin yanlış anlaşılması ve yanlış tefsir edilmesi bu aralar biraz
arttığından dolayı sözlerimi daha dikkatli seçmeye gayret ediyorum. Bu nedenle şiirin içeriğine, mısra tekniğine ve kavramların
yerine oturup oturmadığına ilişkin yorum yapmayacağım. Edebiyat Defteri’nin anasayfası en çok dikkat çeken yer,
güne gelen şiirleri de en çok okunanlar olduğu konusunda sanıyorum bir düşünce
farkı taşımıyoruz. Elbette anasayfaya taşınan şiirlerin “ o günün en güzel
şiirleri olması gibi bir zorunluluğun olmadığı ve muhtelif kıstaslara göre
seçilebildiği zaten yönetimce duyurulmuş olduğunu ve böyle olduğunu biliyoruz.
Fakat buraya taşınan şiirin bir çok yönü tartışmaya açık olsa bile temel
kıstaslar adına tartışılmayacak olması gerekir. Meselâ, bir hece şiirinde hece ve kafiye hatası olmamalıdır!
Eğer hece ve kafiye hatalı şiirleri buraya taşınırsa o hatalara cevaz vermiş
hatta meşrulaştırmış oluruz ki; hecenin olmazsa olmazları ortadan kalkar ve
ehil olmayanların ictihadları kendini gösterir! Bu şiirin hece ve kafiye hatası yok elbette. Ama bir başka
konu var. O da kafiye yapısının ( örgüsünün ) aynı olmaması. Eğer iki kıt’a iki
kıtâ olarak ayrı ayrı yazılmış ve dört şiir olarak sunulsaydı hiçbir sorun
olmayacaktı. Fakat tek şiir olarak sunulan bu şiir çapraz kafiye olarak ( abab)
başlıyor ve ikinci kıt’ada önce cccb şekline ( ayakları nakarat hâliyle),
üçüncü kıt’ada yine ilk kıt’adaki gibi çapraz ama dördüncü kıt’ada ikinci kıt’a
hüviyetine bürünüp bu şekilde devam ediyor… Ayaklar ( son mısralar) anlamında ne çapraz ne değil, ne
ayaklı ne değil. Kafiye anlamında ne çapraz ne değil, ne koşma tarzı ne
değil. “ - Bu şiirin kafiye örgüsü nedir? “ Diye soran birine edebî
literatürümüze girmiş böyle bir kafiye örgüsünün olduğunu söyleyebilecek biri
var mı bilmiyorum. Ben görmedim. Belki sekizer mısralık bendler halinde tasarlansa
oturtabileceğim uygun zeminler olabilirdi. Elbette her arkadaşımız muhtelif tarzlar deneyebilir ve
denenmeli de. Özellikle Güllük grubu başta olmak üzere Sabiha Hanımın ve diğer
bazı arkadaşların farklı açılım, bakış ve yorumlarını da dikkatle ve heyecanla
izliyoruz. Ama seçki kurulunun, en azından makul bir kabul görecek seviyeye
ulaşana kadar, artısı ve eksisiyle irdelenip incelenmeden hece modeli olarak bu
tür şiirleri buraya taşımasının bir risk olduğunu da göz ardı etmemek
gerekiyor. Bu şiiri ben hece şiiri olarak değerlendiremiyorum. Umuyorum
ki seçki kurulu da öyle düşünmüştür. Eyvallah Mustafa Doğan Kardeşim.
Yorumlar
Henüz yapılmış yorum yok
|
|