Ziya Gökalp Şiirleri / Deli Dumrul


DELİ DUMRUL

 

Deli Dumrul, bir kurumuş derenin
Üzerinde köprü kurmuş beklerdi...
Yakasından tutar gelip geçenin,
"Köprüden geç, köprü hakkı ver!" derdi.
Geçenlerden baç alırdı on akçe;
Geçmeyenden sille, tokat, on akçe...

Bir gün köprü yamacında yurt kuran
Bir obadan geldi matem sesleri,
Sordu ne var? Dediler ki: "Kahraman
Azrail'dir, aldı bizden bir eri"
Dumrul dedi "Bu Azrail kim ola?
Tepelerdim bir düşseydi bu yola!"

Yaradan'a hoş gelmedi bu sözler,
Buyurdu: "Ey al kanatlı Azrail,
Git kendini o deliye bir göster,
Anlasın ki o seninle denk değil!"
Deli Dumrul kırk yiğitle içerken
Bir ses geldi: "Azrail'im işte ben!"

Deli Dumrul birdenbire sarardı,
İçemeden düştü elden bardağı...
Kalbi hora tepti, gözü karardı;
Azrail'e göstererek uzağı
Dedi: "Bizim ilde yeşil dağlar var,
O dağlarda üzüm veren bağlar var;

O üzümden kızıl şarap yapılır,
O şaraptan içen olur pek serhoş;
Lisanını tutmaz, lâfa kapılır;
Ben de içtim, ne dedimse hepsi boş...
Serhoş lâfı say da bakma sözüme,
Afvet beni, dehşet verme gözüme!"

Ölüm Beyi dedi: "Behey divane,
Tanrı emir verdi, beni gönderdi...
Senin canın çıkmış, kalmış bana ne?
O istiyor, çünkü sana o verdi!"
Dumrul dedi: "Madem ister Yaradan,
O canımı alsın, sen çık aradan!

Dedi: "Tanrı'm, yücelerden yücesin,
Câhil seni gökte arar daima!
Âlim ise bilmez nesin, nicesin?
Gönlümdesin, karışmışsın kanıma;
Nâ-mahremdir, vermem ona canımı,
Azrail'i çek, sen akıt kanımı"

Bu sözlerden hoşlanarak Gök Tanrı,
Dedi: "Dumrul gençtir, başka birine
Devredelim hazırlanan mezarı;
Bedel bulsun, öldür onun yerine!"
Dumrul dedi: "Anam, babam ihtiyar,
Belki biri razı olur, iş uyar..."

Koştu önce babasının yanına Dedi:
"Baba peşimdedir Azrail;
Benim için sen kıymazsan canına,
Bu gün canım alınacak, iyi bil,
Gençlik hâli küfür çıktığı ağzımdan.
Kurtar beni sen bu kara yazımdan!"

Baba dedi, "Ey gözümün bebeği,
Her ne varsa malım sana vereyim;
Can pek tatlı, ister miyim ölmeği?
Bırak beni, muradıma ereyim,
Sana benden daha yakın anan var,
Şefkat onun borcu, ona git yalvar!"

Dumrul koştu anasının yanına,
Dedi: "Ana, peşimdedir Azrail,
Benim için sen kıymazsan canına,
Bugün canım alınacak, iyi bil!
Gençlik hâli küfür çıktı ağzımdan
Kurtar beni sen bu kara yazımdan!''

Ana dedi: "Ey bahçemin çiçeği,
Her ne varsa malım sana vereyim!
Can pek tatlı, ister miyim ölmeği?
Bırak beni muradıma ereyim!
Sana benden daha yakın baban var,
Cür'et onun borcu, ona git yalvar!"

Ölüm beyi dedi: "Artık çâresiz,
Bırak beni, ipliğimi öreyim!"
Dumrul dedi: "Biraz mühlet veriniz,
Hasretlim var, gidip onu göreyim!
Genç bir karım, iki küçük oğlum var;
Cihan şimdi onlar için bana dar..."

Dumrul koştu, karısına anlattı
Olan işi; dedi: "Sakın ağlama,
Tanrı beni ölmek için yarattı,
Ona bağlan, bana ümit bağlama!
Oğullarım kalsın sana emanet,
Senin işin şimdi sabır, metanet!"

Kadın, yaşlı gözlerini göklere
Çevirerek dedi: "Ulu Allah'ım,
Ben isterim bedel olmak bu ere;
Onun suçu olsun benim günahım!
Ben öleyim yıkılmasın obamız,
Çocuklarım desin vardır babamız!"

Tanrı dedi, hoşlanarak bu sözden:
"Bağışladım seni bu merd kadına!...
Bu işlerden, Dumrul, öğüt al da sen,
Bir gerçekten köprü yaptır adına...
Herkes gelsin, geçsin coşkun ırmaktan,
Baç almadan sen de seyret uzaktan!...
 

Ziya GÖKALP









Yorumlar
İçerik yoruma kapalıdır.


Yorum Yapın

Ad Soyad: Yorumunuz:
E-posta:
Tarih:
12.12.2017 13:20:04
 


 
 

 
 

 
 
 
 
 
 




Bu site Kişisel Yazar Web Tasarım projesi ile oluşturulmuştur.