Mehmet Emin Türkyılmaz


                                        Kâinat Hâini'ne
 
Çok şerefsiz görmüştü elbette yaşlı dünya;
Nice hâin, yalancı nice muhteris, alçak!
Ne var ki böylesini görmedi bu coğrafya
Ta kıyamete kadar lânetle anılacak!:
 
Önce evlere girdi; muhabbet zehirlendi
Evlâtlar âsi oldu âdeta sihirlendi
Onca anne ve baba ah çekip kahırlandı
Aileler dağıldı; savruldu köşe bucak!
 
Eğitime sızarak; - Türkçe - dedi, - din – dedi
- Diyalog - adı ile türlü herzeler yedi
Papa’nın takdisiyle ilân edilip Mehdi
Sandı ki bahşedilir aziz, mukaddes sancak!
 
Hem o Kutlu Ocağa sinsi sinsi el attı
Hem kirli kollarını emniyete uzattı
Adâlete gizlice, siyasete bel altı
Vurunca zannetti ki çöker çatı ve saçak!
 
Sırtını hem CİA’ya hem Mossad’a dayadı
- Hoşgörü - maskesiyle niyetini boyadı
Hamdolsun, ifşâ oldu, hâine çıktı adı
Sırları ayân olan rezil, pornocu kaçak!
 
- Fürûat - demek için kalktı vahiy indirdi
Gizli gizli dinledi - keramet- le sindirdi
Hayasızca Nebi’yi kamyonete bindirdi
Kepazelikte zirve; sahtekâr, rezil ağlak!
 
Hem içkiye yol verdi hem namazı kaldırdı
Sınav sorularını defalarca çaldırdı!
Zâlimleri şah etti, mazlûmlara saldırdı
İslâm hâriç her dini kutsadı bu dangalak!
 
Rol sahnesi dâima kameraların önü
Kâbe hâriç her kıble onun mukaddes yönü
Ceketinin üstünden ölçtürür tansiyonu
Gülünecek hâline yaş döken şaşkın bunak!
 
- Himmet - dedi sömürdü, - hizmet - dedi ağlattı
- Abla - ettiklerini kataloglarla sattı
Kipa’yla cilveleşti, her çeşit Haç’la yattı
Rezalette sınırsız kahpe ruhlu fırıldak!
 
Devletin sırlarını nâmahreme duyurdu
- amaca giden her yol; meşru yoldur - buyurdu (!)
Şüheda kanlarıyla filizlenen bu yurdu
Parsel parsel mezata çıkardı telekulak!
 
Humeyni gibi hani vakur, arz-ı endamla
Kurulacaktı tahta; debdebe, ihtişamla
Anlamadı satılmış! Ulufeyle, makamla
Devşirilen itlere gölge olmaz bu bayrak!
 
İnşallah kalmayacak girilmemiş tek ini
Başlarına dolandı bedduası , âmini
Bu milletin eliyle bu milletin belini
Kırmaya kalkanların piyonu sefil kaypak!
 
Bunca kucak dolaştı ne doydu ne de bıktı
Son bir şans verilince şaştı, kendine sıktı
Geçkin sermayelere böyle final lâyıktı
Nihayet son durakta, kalmadı başka zikzak!
 
En mâhir bin fâhişe oynaşsa ihtirasla
Böyle gayrimeşruyu doğuramazlar asla!
Ümmetin içtihadı, milletin hükmü; nass’la:
-Vatansız ve bayraksız; şizofren, adi korkak..!-
 
 
 
Oflu / Mehmet Emin Türkyılmaz

İstanbul - 06 Ağustos 2016









Yorumlar
İçerik yoruma kapalıdır.


Yorum Yapın

Ad Soyad: Yorumunuz:
E-posta:
Tarih:
12.12.2017 13:22:32
 


 
 

 
 

 
 
 
 
 
 




Bu site Kişisel Yazar Web Tasarım projesi ile oluşturulmuştur.